Mutlaka bilin: A’dan Z’ye kolajen rehberi

Mutlaka bilin: A’dan Z’ye kolajen rehberi

Kolajen, Türkiye ve dünya için çok yeni bir kavram. Son 10 yıldır üzerine çokça araştırma yapılıyor, konuşuluyor, birçok tıp kongresinde ve bilimsel toplantılarda etkileri tartışılıyor. Şu sıralar sadece cildimiz için faydalı sandığımız kolajen aslında tepeden tırnağa tüm vücudumuz için olmazsa olmaz bir protein. Özellikle eklem ağrısı yaşayanlar için büyük faydalara sahip olan kolajeni vücuda doğru şekilde almak ise büyük önem taşıyor. Peki içilebilir kolajenler mi yoksa tablet halinde alınan kolajen takviyeleri mi daha faydalı? Besinlerden kolajen almak mümkün mü? İşte kolajen ve kolajen takviyeleri hakkında bilinmesi gerekenler…

“Cildim için kolajen takviyesi alacağım” lafını, şu sıralar birçok kişinin ağzından duyar olduk. Hem gençleştiren hem de gençleştirdiği gibi vücuda çok büyük faydalar sunan kolajen hakkında en calıcı noktalardan ise habersiziz. Adı sadece cilt sağlıyla anılan kolajen oysa eklemlerden ruh sağlığına, kalp damar hastalıklarından bağırsaklara kadar etki ediyor. İşin sırrı da hangi kolajeni, nasıl kullanacağımızda saklı. “Paça çorbası içerek de kolajen depolarım” diyenlerdenseniz bu haberi mutlaka okuyun.

İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof.Dr. Demirhan Dıraçoğlu tüm merak edilenleri anlattı.

En sade tanımıyla kolajen nedir?

Vücudumuz hücrelerden oluşur. Kolajen bütün bu hücrelerin arasındaki bütün alanları doldurarak onları bir arada tutan yapıdır. Yani kolajen olmasa hücreler bir araya gelip bir bütün oluşturamazdı ve biz fiziken tam görüntümüze kavuşamazdık. “Kolla” Latince yapıştıran demek. Görevi de aynı adı gibi. Kolajen kaslarda, kemiklerde, eklem bağlarında, ciltte var kısacası tüm vücudumuzda var.

‘Kolajeni bütün olarak almanın bir etkisi yok’

Kolajen ile kolajen peptit arasındaki fark ne?

Kolajen ile kolajen peptit arasında çok büyük bir fark var. Kolajen dediğiniz şey tek ve büyük bir yapı. Ancak peptitler, kolajenin kesilmiş haldeki parçaları. Kolajen hem vücutta var hem de dışarıdan takviye ile alıyoruz. Ağızdan takviye olarak aldığınız kolajen önce midenize, sonra bağırsaklarınıza ulaşacak, bağırsakların içinde emilecek ve buradan da kana karışacak. İşte o emilme sırasında küçük küçük hücrelerin arasından geçmesi lazım çünkü bağırsak yapımız böyle. Kolajen büyükken kolay sindirilemediği için bunlar küçük küçük parçalara ayrılıyor ve daha rahat vücutta emilebiliyor. Kolajenin tamamında yani bütününde bir etki yok aslında. Belli bölümlerinde, küçük parçalarında etki var. Bu peptit dediğimiz şey, o küçük parçaları yakalayıp kesiyor, sadece  o etki eden parçaları vücuda vermiş oluyor. O nedenle balığı yemek ile o peptit parçasını almak aynı olmuyor. Balığın etkisi yok değil ama emilimi çok zayıf. İşte peptitte de kolajenin etkili olan kısmı kesiliyor ve asıl etki eden kısmı vücuda vermiş oluyoruz. Yani kolajenin tamamını almak ile etkili olan kısmı almak arasındaki fark çok büyük. Bu nedenle kolajeni takviye olarak almak daha yararlı.

Kolajen takviyesinin kireçlenme tedavisindeki yeri ne? Uygulanan diğer tedavilerden farklı mı?

Bu tamamıyla yeni bir konsept. Şimdiye kadar yaptığımız tedavilerden biraz farklı. Yaşla birlikte kıkırdakta birtakım bozulmalar, aşınmalar meydana gelmeye başlar. Yani kemikler arasında sünger görevini gören kıkırdak yapısı bozulur ve ağrıya neden olur. Kireçlenme aslında hareketsizlik ile ilgili de değildir. Tam tersi en çok hareket edenlerde görülür; hatta profesyonel futbolcularda sık karşılaşılan bir durumdur. Peki kolajen ne yapıyor; kıkırdağı sadece kıkırdak da değil eklemin etrafındaki bağların yapısını da kuvvetlendiriyor. Yani kıkırdağın sağlamlığını, sertliğini sağlayan yapı kolajen. Biz bu kolajen peptitlerle kıkırdak yapısını, eklemi, kemiği hatta kasları bile desteklemiş oluyoruz ki olay kireçlenmeye gitmesin.

Paça çorbası içtiğinizde kolajen vücutta emilemiyor’

Vücuda doğal yollardan mesela bazı besinlerden kolajen peptiti almak az da olsa mümkün değil mi?

Doğal olarak kolajen bulunuyor ama peptit bulunmuyor. Doğal olarak aldığınız kolajen de vücutta emilemiyor. Bu nedenle kolajen peptit olarak parçalara bölünerek vücuda alınması gerekiyor. Bu da ancak dışarıdan bir müdahaleyle mümkün. Mesela paça çorbası da böyle. Ne kadar çok tüketirseniz tüketin vücutta emilimi az olduğu için yeterli düzeyde fayda göremiyorsunuz. Kolajen peptit takviyesi, balık yemek ya da paça çorbası içmekten katlarca kez farklı ve etkili.

Kolajen peptit sadece eklem ve kıkırdak üzerinde mi etkili?

Hayır, vücudun her yerinde etki gösteriyor çünkü vücudun tamamı kolajenlerden oluşuyor zaten. Cilt güzelliği için de çok fazla tercih ediliyor. Bağırsak mikrobiyotası üzerinde de etkili olduğuna dair çalışmalar var ancak bu, eklem üzerinde etkisi kadar henüz net değil. Şu anda dünyada üzerinde en çok çalışılan konulardan biri peptitler. Dünyanın her noktasında bu konuyla ilgili araştırmalar yapıldığını söylemek mümkün. Hafızayı güçlendirme, kalp sağlığını desteklemek, stresle mücadele etmek amacıyla da kolajen peptit kullanılabilir.  Maksimum düzeyde fayda sağlayabilmek için kolajen peptiti başka vitamin ve minerallerle birlikte de kullanmak gerekiyor. Mesela kalp sağlığı için omega 3, stres mücadelesi için magnezyum birlikte kullanmanız lazım.

‘Sıvı kolajenler bağırsaklara ulaşamadan etkisini kaybediyor’

İçilebilir kolajenler mi yoksa tablet formunda olan kolajen takviyeleri mi daha etkili?

Burada şöyle bir sorun var: Midemiz pH’sı düşük, asitli bir ortam ve bu da yediğimiz şeylerin parçalanması, sindirilebilmesi için olması gereken bir yapı. İşte siz kolajeni direkt ya da sıvı şekilde aldığınızda istenmeyen bir parçalanma durumuna neden olabiliyor. Yani bağırsaklara ulaşamadan mide asidiyle etkisini kaybediyor. Probiyotiklerde de durum böyledir. Kolajeni bağırsaklara ulaştırmanın yolu da enterik tablet dediğimiz midede parçalanmayan formlarla sağlanabiliyor. Bağırsağa ulaşan kolajen peptit böylece vücuda daha yararlı hale gelmiş oluyor. Kısaca direkt almak, sıvı almak ve enterik tablet olarak almak arasındaki fark bu.

Her yaş grubudan insan kolajen takviyesi kullanabilir mi? Kronik hastalıklara sahip ya da kendinde hangi hastalığın olduğunu bilmeden yaşadığı bir sıkıntı nedeniyle kullanmak isteyenler de olabiliyor…

Çocukluk dönemi hariç her yaş grubunda kullanılabilir. Mutlaka bir doktor, bir sağlık profesyonelinin denetimiyle kişiye bakılıp hangi hastalığa sahip olduğu, hangi ilaçları kullandığının değerlendirilmesi çok önemli. Bazı insanlar diyor ki “Ben de fibromiyalji var.” Bir bakıyorsunuz romatizması var. Dolayısıyla besin desteklerini her zaman bir sağlık profesyonelinin tavsiyesiyle kullanmak daha doğru. “Benim şuram ağrıyor, hadi bir kolajen peptit” alayım demek yanlış. Hem etki az olabilir hem de birtakım ilaçlarla kullanıyorsanız hastalığınız ile ilgili istenmeyen yan etkilere yol açabilir.

‘Kolajen takviyelerinin kür şeklinde uygulanması kişiye bağlı’

Kolajen peptit takviyelerinin etkisini hemen görebiliyor muyuz?

Bazılarında hemen görülebiliyor azılarında biraz zaman geçmesi gerekebiliyor. Yani durum kullandığımız peptite göre değişiyor. O nedenle bir uzman tarafından değerlendirilip takip edilmesi gerekli.

Peki bu kür şeklinde mi uygulamak gerekiyor? 2 aylık, 3 aylık periyotlarla kullanabilir miyiz?

Hayır, böyle bir standardı yok. Bu kullanımların kişiye özel olması lazım. Biz buna ‘terzi tedavisi’ diyoruz. Yani gidip mağazadan almıyorsunuz da sizin ölçülerinize göre dikiliyor tedavi. 2 aylık kürler olabilir,  3 aylık kürler olabilir, 6 aylık kürler olabilir veya bir tansiyon ilacı gibi hiç ara vermeden kullanılan kürler olabilir. Bu tamamıyla sizi takip eden hekimin vereceği karara göre şekilleniyor.

‘Oturduğunuz yerden kolajen takviyesi alarak fayda beklemeyin’

Sağlıksız yaşamaya devam eden, kendine dikkat etmeyenler de bu desteklerden fayda görebilir mi?

Diyelim ki sağlıksız beslenen, spor yapmayan, kilolu ve kireçlenmeye bağlı olarak ağrı çeken birisiniz. Ağrılarınız varsa nasıl kilo vereceksiniz? Yürüdükçe ağrınız oluyor, spor yaptıkça ağrınız artıyor. Böyle kişilere sağlıklı yaşam, sağlıklı beslenme, yeterince egzersiz yapma, stresten uzak durma gibi önerileri vermek için önce bir onun için bir fırsat penceresi oluşturmalısınız. İşte bu amaçla da bu ürünleri hekimler olarak kullandırabiliriz. Hasta sağlıksız bir yaşam sürdürüyorsa da bu takviyeleri kullanılabilir. Ancak gerçekten fayda bekliyorsak sağlıklı yaşam adına da elimizden geleni yapmalıyız. Oturduğunuz yerden sadece bir besin takviyesi kullanarak mucize beklemeyin, öyle bir dünya yok ne yazık ki.

Kolajen tedavisi belli bir süre ağrılarınızı geçirmeye mi yarıyor yoksa kalıcı bir etki de sağlıyor mu?

Her ikisine de yarıyor. Bir miktar kalıcı etkiler de var, geçici etkiler de var. Bunlar birbirinden ayrılmaz. Mesela şunu ister miydiniz? Sizde kireçlenme var, ben kıkırdağınızı ultrasonla ölçtüm ve kıkırdak kalınlığınız azalmış. Bir tedavi uyguladım ve kıkırdak kalınlığınız arttı. Bu kalıcı bir şey ama ağrınız değişmedi. Bu tedavinin başarılı olup olmadığı tartışılır. Dolayısıyla hem hastalığın semptomlarını gidermek hem de az da olsa kalıcı bir etki sağlamak eşit derecede önem taşıyor. Bu etkiler birbirinden ayrı düşünmek mümkün değil açıkçası.

Ne yapmazsak vücudumuzdaki kolajeni koruyabiliriz?

Sigara içerseniz kolajeni mahvediyorsunuz. Aşırı stres, hava kirliliği, hareketsizlik de kolajene de zarar veriyor. Bu aslında şehir hayatı içinde var olmaya çalışan herkesin sorunu. Aslında önce kendi elimizle yok ettiğimiz şeye sonra “Cildimi nasıl güzelleştiririm?”, “Eklemlerimi nasıl daha sağlam hale getirebilirim?” diyerek çözümler arıyoruz. Bu modern insanın paradoksu. Ancak tutup da bir kolajen takviyesi kullanıyorsak artık bizde bir bilinç oluşmalı; kolajeni bozabilecek şeylerden olabildiğince kaçınalım ki aldığımız takviyeler anlamlı hale gelsin.

Takviye almak dışında vücudumuzdaki kolajen yapımını doğal yollardan nasıl destekleyebiliriz?

Mutlaka egzersiz yapın. Hem cildiniz için hem de eklemleriniz ve ruh sağlığınız için kolajen yapımına destek veren en etkili yol, aynı zamanda ucuz ve bedava. Sadece biraz zaman ayırmanıza bağlı. Omega 3’ten daha zengin beslenerek, bitkisel yağlardan uzaklaşarak, D vitaminimizi kontrollü bir şekilde yüksek tutarak, stresimizi yönetmeyi öğrenerek kolajen yapımına katkı sunabiliriz. Bu yapacaklarınızla yıpranma sürecinizi geciktirebilirsiniz.